Çağının en büyüğü olan imkânsızlıkları başaran, küllerinden yeniden diri, dinamik bir ulus yaratan, çağdaş medeniyeti yakalamayı hedef edinen bu kahramanı yeterince anlayıp, anlatmamız gerekir.
Aklı, bilimi, fen’i, muasır medeniyeti hedef gösteren dünyanın önünde saygı ile eğildiği bu dehayı yeterince anlayıp, anlatabilseydik bugün zerre kadar Atatürk düşmanlığı olmazdı ve olamazdı.
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”
“Bir Türk cihana bedeldir”
“Köylü milletin efendisidir”
“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz”
“Öğretmenler yeni nesil sizin eserinizdir”
Gibi veciz sözleri ancak ölümsüz Atatürk gibi bir deha söyleyebilirdi.

Klişe sözler ile ve şeklen eksiklikler ile yapılan anma programlarına rağmen Türk toplumunda Atatürk sevgisi gittikçe artan hızla herhangi bir zorlama olamamasına rağmen kendiliğinden artmaktadır. Saat 9’u 5 geçen İstanbul Boğaz Köprülerinde araçlar duruyor, sürücüler ve içindekiler inip hazır ol vaziyetinde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuyorlar. Diğer şehirlerde, caddeler, sokaklarda ve her yerde aynı manzarayı görüyoruz. Bu içten gelen anma ve saygı duruşu dünyada hiçbir lider ve topluma nasip olmamıştır. Hele hele ölümünden 82 yıl sonra yaşanan ve yaşatılan bu manzara saygı ile alkışlanacak bir onurdur. Bu yaşadığımız manzara Atatürk düşmanlarına gereken bir ders ve uyarıdır. Bugün içinde bulunduğumuz bazı sıkıntıları ve etnik ayrımcılığı da Atatürk’ü anmak ve anlamak suretiyle aşabiliriz.
Türk ulusu deyimi bu topraklarda yaşayan herkesin ortak üst kimliği ve adıdır. Cumhuriyetin nimetleri sayesinde bir ve beraberiz. Birlik ve beraberlik içerisinde davranarak bu topraklardan düşmanları temizledik. Bu duygu, düşünce ve ruhla gelecekte başarıları yakalayabiliriz.
Atatürk’ü yeniden anlamak ve anlatmak hepimizin boynunun borcu olmalıdır.
Nur içinde yatsın. Rahmet ve minnetle anıyoruz…
TADEF Genel Başkanı Bilal Dündar
Visiontv.az